"benim yaptığım resmin merkezinde insan var" 

Nurettin Erkan

           Benim yaptığım resmin merkezinde insan var. Bu insan , herşeyden önce, bir kavramdır. Resimde ,hedef olarak insan figürü seçmek genellemesine göre  daha farklı bir durumdur. Zaten insan kavramı da bedene indirgenecek bir kavram değildir. Dolayısıyla kabukta (fiziksel bedende) kalan  bir resim yapma çabam olmadı hiç. Sadece insana giden en iyi yollardan biri olduğu, belki de en iyisi olduğu hissimden dolayı "bedensel" veya "insan figürlü" resimler yapıyorum.

          Bedeni sadece insana giden bir obje olarak seçtim ve onun bedenini kullanarak ,onun merkezine ulaşmak istiyorum. Aslında bu bir seçim de değil. Çünkü yaptığım şey aynı zamanda benim de gerçeğim , benim samimiyetle yansıttığım içsel gerçeğim. İnsanın tarihsel belleği, varoluş çabası ve doğası üzerine bir kazıya benzeyen resimsel bir çalışmadır bu. Elbette elde bulunan malzeme bir beden ve temel sorunum da bu beden kaynaklı insan kavramı olduğu için, insandan, yani bu kavramdan kabuğa, yani bedene yansıyan insani bir varoluş biçiminin açlığında yaşadığım için bu resimleri yapıyorum. Kanımca soru sormuyorum ama bu varoluşu yeterli bir düzeyde başarabildiğim zaman, zaten bütün sorular üzerlerine yapışık olacaktır. İnsanın büyük soruları. Anlamı ,varoluşunun büyük trajedisinde olgunlaşmış temel sorular. Bu sorular hakkında geniş birşeyler  yazmaktan çekiniyorum , çünkü kanımca hiçbirşey tatmin edici olmayacaktır .

         "Yabancı" ile başlayıp "Boşluktaki bedenler" ile devam eden ve "nocturne" serisine kadar devam eden resimler bu çalışmanın ilk evresi sayılabilirler. Bunlar, gerek biçimsel gerekse avramsal açıdan birbirlerine yakın resimlerdi. Bir genelleme yapacak olursam, bu dönemlerde figürümün, boşlukta bir sarkaç gibi salınıp durduğunu söyleyebilirim.

         “Duvarın önü” adlı çalışmalarımda ,nesnel görünümü neredeyse hiç olmayan ”duvar” imgesini seçmemin iki ana nedeni var. Birincisi; bildiğimiz bütün sınırları temsil eden duvar imgesi. Öteki ;altına insanların dizdirilip katledildikleri gerçek duvarlar. Gerçek duvarların altına insanların dizdirilip katledilişlerinin ana sebebinin bütün sınırları temsil eden duvarlar olduğu düşünülürse, kötü bir imgenin isim sahibi olan gerçek duvarların, yani bir bakıma kendi sebeplerinin altında katledilmiş olmaları, anlamlı bir rastlantıdır.

           Bu rastlantı sahnesini oluşturmaya çalışırken bir bakış bir perspektif seçmek zorundaydım. Onların yerine kendimi koyup yaşadıkları büyük yabancılaşmayı hissetmekle birlikte ne acıdır ki en uygun açının katledenin açısından bakmak olduğu kararına vardım . Yaşadıkları bu yabancılaşmayı anlatmak zorunda olduğum için bu konumda olmalıydım. Bu,  kendiliğinden ,kendilerine bir parça daha eklediler anlamına geliyor. Bu parça resmi yapan kişidir. Çünkü bu resimleri yaparken bu insanları katleden kişilerin gözünden onları resmetmek gibi bir duruma düştüm. Böylece resimleri seyredecek kişiler de konumlanmış oldu. Ortaya çıkanlar: resim, resmi yapan kişi ve yapılmış olan resmi seyreden kişiler .